Mağarada yaşamak

Bu yazıyı 6 gün önce bitirmek için kendime ve Fırat kardeşime söz vermiştim. Bitiremedim. Umarım kendisini hayal kırıklığına uğratmamışımdır. 6 gündür kafamda tüm kısımlarını oturtmama rağmen yazıyı tamamlayamamış olmamın sebebi elbette belli, çağımızın hastalığı: yoğunluk.

Son zamanlarda temas kurduğum kişilerin bir çoğu yoğunluktan dert yanıyor. Herkesin farklı bir telaşesi var. Biz de kendi işimizde ziyadesiyle yoğun bir tempoda çalışıyoruz. Çok şükür yaptığımız işten keyif alıyoruz ve fazla çalışmak bizleri çok yormuyor.

4-5 ay öncesine kadar da gene yoğun çalıştığımdan lüzumsuz işlere pek zaman ayıran biri değildim. Benim için en büyük keyif ailemle geçirdiğim zamanın yanında işimizde çeşitli başarılar elde etmekti. İşim gereği de sürekli yeni fikir ve projelerle uğraştığımdan başarılı olabilmek için belli alanlara yoğunlaşıp sıkı şekilde çalışmam gerekiyordu. Ben bu çalışma dönemlerimi kendi tabirimle “mağarada yaşamak” olarak isimlendiriyordum. Sonra işlerin artmasıyla bu dönemlerde arttı ve artık mağarada yaşamak benim için bir yaşam biçimi haline geldi. Bu süreçte işe verdiğim zamanın çok fazla artması ve evlililiğin getirdiği sorumluluklar ile kendime hiç zaman ayıramaz oldum. Giderek yaşamaktan aldığım keyif azaldı, huzursuz oldum, hemen toparlanmaya çalıştım. Kendimce zaman yönetimimi, mağarada yaşama kurallarımı revize ettim. Şu an çok şükür keyifli şekilde sürdürüyorum hayatımı.

Bu doğrultuda sizlere mağarada yaşamak için neler yaptığımdam bahsedeceğim.

-Her şeyden önemlisi erken kalkmak. 05:45 de kalkıyorum. (daha da erkene çekmeye çalışıyorum) Eğer erken kalkmayan birisi iseniz erken kalkmaya başladığınızda gününüzün nasıl daha verimli geçtiğini görecek ve geçmişe dair türlü pişmanlıklar yaşayacaksınız.

-Uyandıktan ve kendime geldikten hemen sonra 45 dk kendime zaman ayırıyorum. Her gün düzenli yapmak istediğim şeyleri bu zamanda en dinlenmiş anımda, şehir daha sessizken yapıyorum.

-İş yerimdeki mesaiyi esnetebildiğim için sabah erken gidip akşam erken çıkmaya çalışıyorum bu bana trafikte az kalmaktan dolayı günde 1 saat kazandırıyor. Üstüne 1 saat fazladan trafikte durmadığım için daha az yorgun oluyorum. Bu 1 saati evde çalışarak değerlendiriyorum.

-Televizyon izlemiyorum. Evde zaten televizyon yok. Bununla birlikte takip ettiğim yerli yada yabancı bir dizi de yok. Belki bazı dizilerin internetten izlenmesini kabul edebilirim ama kesinlikle tv izlenmesine karşıyım. Televizyonun insanın zekasını, düşünme ve sorgulama kabiliyetini törpülediğine inanıyorum.

-Sosyal medyayı ölmeyecek kadar kullanıyorum. Twitter ve LinkedIn dışında kullandığım bir platform yok. LinkedIn’e haftada bir giriyorum. Twitterdan da genel gündeme bakıyorum.

-Bilgi kaynaklarının temizliğinden duyduğum şüpheden ve saçma sapan tıklama haberciliği yapmalarından dolayı haber sitelerine çok nadiren giriyorum.

-Kalan vakitlerimde önceliği aileme veriyorum. Oradan kalırsa da vaktimi faydalı şeyler okuyup izlemeye, düşünmeye ve çalışmaya ayırıyorum.

-Mümkün olduğunca erken yatmaya, uykumu olumsuz şekilde etkileyecek atraksiyonlara girmemeye çalışıyorum.

-Hafta sonları mutlaka az da olsa ailemle dışarı çıkıp gezmeyi ve 1 film izlemeyi atlamamaya çalışıyorum.

Genel olarak aklıma gelenleri yazdım, bundan sonra de gelirse severek revize ederim. Tabi bu yazdıklarım haricinde de birçok şey yapıyorum ama bu konuda önemli olarak gördüklerim bunlar. Bu yazdıklarım belki bir çok kişiyi ürkütebilir, zor veya saçma gelebilir. Ama bir şeyler düşünmenin, üretmenin tadını alan, bir şeylere inanan insanların bu hayattan, diğer insanlara göre yaptıklarından ötürü daha fazla kalıcı keyif aldığına inanıyorum. Umarım o insanlardan oluruz.

Zaman yönetimi ve bir çok faydalı konuda iyi bilgi alabileceğiniz http://barisozcan.com/ http://firatdemirel.com/ Başka Bir Şey sitelerine mutlaka göz atmanızı tavsiye ediyorum.

Mağaradan selamlar.

Bir Cevap Yazın