Tüm Üniversitelerde “Girişimcilik 101” Dersi Okutulmalı!

Geçtiğimiz günlerde bir grup elektrik-elektronik mühendislik fakültesi öğrencileri ile sohbet ederken, buradaki arkadaşların 4’de 1’i mezun olduktan sonra iş bulamayacak dedim. Hiçbirinin yüz ifadesi değişmedi; ne üzüldüler, ne şaşırdılar. Hiçbiri kendisini %25lik genç işsiz oranın içerisinde görmüyor. Bir baktım ki benim onlar için endişelendiğim kadar, onlar kendileri için endişelenmiyorlar. Bu tepkisizlik karşısında ciddi bir şaşkınlık yaşadım.

Söz girişimcilikten devam etti; fon bulmaya, kitlesel fonlamaya geldi. “Kaçınız Kickstarter’ı duydu?” dedim. Dinleyenlerin en fazla %5’i el kaldırdı. 1-2 sene içerisinde Elektronik, Bilgisayar Mühendisi olacak gençlerimizin Kickstarter’dan haberi yok. Yaşadığım bu ikinci şaşkınlıktan sonra tekrar soru sormamaya karar verdim ve sakince birşeyler anlatmaya çalıştım.

Gençlerimiz genç işsizliğin farkında değiller. Onu giderecek en büyük gücün, kendilerinin girişimci olmasında olduğunun da haliyle farkında değiller. Onların, bizim gelecek umudumuz olabilmeleri için birşeyler yapmalıyız.

Suç sanki iş bulamayan gençlerdeymiş gibi “işsizlik problemi” kavramını kullanmak istemiyorum. Bizim “istihdam problemi”miz var. Bu istihdam problemini gidermek için istisnasız tüm bölümlerde “Girişimcilik 101” dersi okutulmasının muazzam fayda sağlayacağını düşünüyorum.

Sadece mühendislik değil, öğretmenlik, temel bilimler, su ürünleri, hukuk, siyasal, eczacılık aklınıza ne gelirse.. Girişimci olma ihtimali olmayan kişilere bile çok fazla katkı sağlayacaktır, bakış açısı kazandıracaktır.

Derste öyle sınav filan olmayacak, severek katılacak gençler.

Ürün, Pazar, Müşteri, Rekabet, Değer, Strateji, Finans gibi temel bir Pitch Deck sunumunda bulunan başlıklar ele alınacak. Bu konularda nasıl araştırma yapılır, onlar öğretilecek. Dersin sonunda da herkes (fikir orjinal olmak zorunda değil) sanki kendisi şirket kurmuş gibi çıkıp pitch sunumunu yapacak ve notunu öyle alacak.

Dünyadaki farklı girişimler/girişimciler tanıtılacak. Yatırım, yatırımcı nedir, nasıl alınır öğretilecek. Devlet destekleri nelerdir nasıl başvurulur, şirket nasıl kurulur, sorumlulukları nelerdir temel seviyede anlatılacak. Biraz daha konu eklenip 2 dönemlik bir ders bile olabilir. İkinci dönem iş planı hazırlatılabilir.

Her işin olduğu gibi girişimciliğin de bir temeli, bir matematiği var. Ne yazık ki bunun eğitimi hiç bir yerden alınmayınca girişimci yaşayarak öğrenmek zorunda kalıyor ve yıllar kayboluyor. Belki birçoğu bu bilgi eksikliğinden ötürü hata yaparak girişimcilikten vazgeçmek zorunda kalıyor. Düşüncesi bile beni çok heyecanlandıran bu proje, ruhunda girişkenlik olan toplumumuzun girişimcilik ile ilgili hızlı şekilde bilgi sahibi olmasını sağlayabilir. Bu şekilde ne yaptığını bilen, sayıca çok ve nitelikli girişimler çıkarabiliriz.

Bu veya başka bir proje sayesinde %25lik açığı kapatacak hatta üstüne istihdam fazlası çıkartacak girişimler görmek umuduyla..

IOTA Değişen Dünya’nın para birimi mi? Yoksa hepsi bir aldatmaca mı?

Uzmanı olmadığım bir konuda bir süredir edindiğim tecrübeleri, herhangi bir yatırım tavsiyesi oluşturmayacak şekilde paylaşmak istiyorum.

Coin piyasalarında son günlerde farklı bir hareketlilik var. IOTA altcoini 4 günde 1.5 USD’den 5.5 USD’lere kadar çıktı. Gün içerisinde ani düşüşler ile birlikte bir dalgalanma olsa da sürekli bir yükselme halini gözlemliyoruz.

iota_graph

Peki nedir bu IOTA? Bitcoin’den ve diğer alt coinlerden farkı nedir?

IOTA isminin içerisinde geçen IoT ibaresi nesnelerin interneti ile ilgili bir coin olduğunu belirtiyor. Bunu ilk duyan bir çok insanda olduğu gibi bende acaba IoT nesneleri üzerinden madencilik olayını mı çözdüler deyip bir heyecanlanmıştım fakat mevzunun onunla ilgisi yok, üzgünüm.

Mesele, IoT nesnelerinin bağlantı ve kullanım ücretlerinin, kullanım olduğu anda ödenme ihtiyacı ile ortaya çıkıyor. Şu an bu ödemeler genelde aylık olarak yapılıyor, istenen ise bağlantı/kullanım olduğu anda çok küçük parçalar şekilde yapılabilmesi.

Bunu çözdüğünüzde nesneler arasındaki ödeme metotları da geliştirebiliyorsunuz. Örneğin arabanız otoparka gittiğinde otomatik olarak otopark ücretini kendisinin ödeyebiliyor yada elektrikli arabanız şarj olurken ödemesini istasyona otomatik yapabiliyor.

IOTA, bunu gittikçe hantallaşan Blockchain’e alternatif olarak çıkarttığı Tangle teknolojisi ile yaptığını vaat ediyor. Diyor ki:

-Bir yerden bir yere IOTA göndermek için transfer ücreti ödemezsin.

-Transfer süreleri çok kısadır, gerçek zamanlı olarak IOTA transferini gerçekleştirebilirsin.

-Transfer sayıları arttıkça, sürelerde uzama olmaz.

Bu 3 özelliğin eksikliği bugün Blockchain teknolojisininde karın ağrısı oluşturmuş durumda.  Dolayısıyla Tangle bunu çözer ve Blockchain’in sunmuş olduğu merkezi olmayan, takip edilemeyen yapı avantajlarını da elinde tutarsa farklı bir iş başarmış olacak gibi gözüküyor.

MIOTA ile IOTA arasındaki fark nedir?
Bugün 1 IOTA aldım diyen kişi aslında 1 milyon IOTA almış oluyor. Bu da MIOTA yada Mi şeklinde isimlendiriliyor. IOTA’nın hedefinin mikro para transferlerini gerçekleştirmek olmasından ötürü belirlediği stratejik bir adım bu. 1 Mi’nin 5 USD olduğunu düşünürsek 1 IOTA 0,000005 USD oluyor. TL ile çarpsanız bile 1000 tanesi 2 Kuruş yapıyor 🙂

miota

Nesneler arasındaki ödeme ne kadar değerli?

Sizin de tahmin edeceğiniz üzere böyle bir alt yapıyı gerçekten yaptığınızda, ortaya koyduğunuz değerin sadece nesneler arasındaki ödeme sistemi ile sınırlı kalması pek mümkün değil. Eğer IOTA vaatini gerçekleştirebilirse, kullanmış olduğu teknolojinin ne gibi yenilikleri beraberinde getireceğini kestirmek için hayal gücümüzü zorlamamız gerekiyor. Bir kaç örnek verecek olursak:

-Günlük alışverişlerde  kredi kartı yerine geçebilir. Sabah kahve aldığınızda ödemeyi kol saatiniz yapabilir.

-Para transferlerinde banka havalesinin yerini alabilir.

-Sadece ödeme yöntemi olarak düşünmeyin teknolojik altyapısı sayesinde güvenli veri transferi için iyi bir araç olabilir.

-Güvenli veriye bir örnek olarak kullandığınız oyları düşünebilirsiniz. Sandığa gitmeden oy kullanma işlemi yapılabilir.

-Üretilen birçok ürün saas benzeri bir model ile kullanıma bağlı fiyatlandırılabilir.

Bugün itibariyle IOTA’yı değerli kılan şey de sunmuş olduğu bu vaatler.

Hep vaat, hep vaat mi? Şu anki durum nedir?

Bu güzel vaatlerin arkası ne kadar dolu diye baktığımızda bu ana kadar oluşmuş güzel tablo yerini biraz karamsarlığa bırakıyor.

-IOTA’nın saydıklarımızı yapabilmesi için B2B işbirliktelikleri yapması gerekiyor. Nitekim Tesla ve Microsoft ile işbirlikteliği yaptığını duyurdular ama karşı şirketlerden bunu onaylayan net bir dönüş gelmedi.

-MIT üniversitesinden bir grup araştırmacı, algoritmada başkaların parasını harcayabilen bir bug bulduklarını açıklamışlar. IOTA ekibi biz bilerek bıraktık o bug’ı bakalım kim bulacaktı gibisinden garip bir açıklama yaptığına dair bir söylenti var.

-Open source değiller, open source yapacağız diyorlar.

-Hala official wallet çıkmış değil. (1 aya çıkacak diyorlar) Borsalardan walletlara çekilen paralar gerçek zamanlının ötesinde, 2-3 günde ancak transfer oluyor.

-Mevcut walletlardan kendiliğinden kaybolan IOTA’lardan bahsediliyor.

Derinlere indikçe, bunlara ve benzeri şüphe uyandıran ama gerçekliğinden de emin olamadığımız sorunlarla karşılaşıyoruz.

Bugün itibariyle IOTA, bunca şeye rağmen 14 Milyar USD’lik bir market büyüklüğüne ulaşmış durumda. Bu büyüklükten sonra vaatlerin altlarını doldurabilecekler mi, yoksa bir anda yok mu olacak, zamanla göreceğiz. Ama son günlerde tüm yatırımcılarını mutlu ettiği de yadsınamaz bir gerçek.

Bu yazıyı yazma maksadım hızlıca elde ettiğim deneyimleri hap şeklinde merak edenlere aktarabilmekti. Verileri elde ettiğim kaynaklar da çok resmi kaynaklar değil; videolar, forumlar, twitlerden anladıklarımı derledim. Bu yüzden yazıklarıma referansla bir yatırım yapmayınız.