Mustafa Koç’un vefatı

Geçtiğimiz günlerde sabah arabayla işe giderken radyo kanalları arasında geziniyordum birden Mustafa Koç’un kalp krizi geçirdiğini duydum ve o radyoda kaldım. Kendisi ile hiç tanışma fırsatımız olmamıştı. Meslek gereği (ticaret) yaptığı işleri takip ediyor ve saygı duyuyordum. Benim hayallerimde yer edinen bir çok şeyi gerçekleştirmiş bir kişi olduğundan imrendiğim zamanlar bile olmuştu. Tabi ki her canlı gibi o da bir gün ölümü tadacaktı, ve öldü. Büyük bir iş adamı olmak, dünyanın sayılı zenginlerinden olmak, bunların hiç birisi ölümü engellemiyordu. Zaten benide şaşırtan burası olmadı.

Allah herkese sağlık sıhhat nasib etsin. Ailemizin rahatsızlıklarından, kendi şikayetlerimizden, ziyaretlerden orta sıklıkta yolumuz hastenelere düşüyor. Ve her düştüğünde benim için gerilim dolu dakikalar başlıyor. İyileşmenin para ile olduğu bir sağlık sisteminin içerisinde yaşıyoruz parası olanın en güzel hastanelerde hizmet alması, durumu iyi olmayanların ise tabiri caizse devlet hastanelerinde sürünmesi midemi bulandırıyor. Bu yüzden yıllardır bir gün çok param olursa güzel bir hastane açacağım diye hayal kuruyorum. Hem ailemiz faydalanır hem de belki bir kaç garibanı sevindiririz diye niyetleniyorum. Belki farklı bir model geliştirir çarkın düzenini bozarız diye hayaller kuruyorum.

Radyoyu dinlemeye devam ederken bir de ne duyayım Mustafa Koç kalp krizi geçirdi ve Beykoz Devlet Hastanesine kaldırıldı. İnanamadım, şok oldum. Türkiye’nin en iyi hastanesinin sahibi Mustafa Koç, hani şu yatları katları olan belkide Türkiye’nin en zengin insanı olan Mustafa Koç nasıl olurda Beykoz Devlet Hastanesi’ne kaldırılır?

O dakikalarda vefat edip etmediğini bilmiyorum ama beni de zaten vefatından çok devlet hastanesine kaldırılmış olması etkiledi. Bir kez daha ne kadar aciz olduğumu anladım. Hayatım boyunca unutamayacağım bir tecrübe olmuş oldu bu. İnsanız, aciziz, ne hayal kurabilmek bizim elimizde, ne de o hayalleri gerçekleştirebilmek. Velevki gerçekleştirdik peki sonrası? 1 saniye sonrasından haberimiz varmı?

Acziyetin farkına varıp hayatı bu bilinçle yaşamak için ne kadar çok hatırlatıcı var?